31 Ocak 2011 Pazartesi

12.gün...

Buraya geldiğimizden beri herhalde ilk defa bütün menüyü yedim. Evet saatleri çok istediğim gibi olmadı ama ne yapalım. Buna da şükür.
13:00 kahvaltı
16:30 öğle yemeği
20:00 süt ve incirler
22:00 akşam yemeği
Evet su tüketmiyorum ama çok çay içiyorum. Elbette aynı şey olmadığını biliyorum. Benimki olsa olsa züğürt tesellisi :)
Yürüyüş yapamadığımı bilmem söylememe gerek var mı?

30 Ocak 2011 Pazar

11.gün...

Bu blog tam da istediğim gibi amacına ulaşıyor. Öyle yapacağım, böyle yapacağım diye nede güzel işkembeden atmışım. Fazla lafa gerek yok günü yazayım her şey ortaya çıkar.
13:00 kahvaltı
19:00 yemek (çorba,4 kaşık etli nohut, 2 kaşık közlenmiş patlıcan, karnabahar, 2 bardak ayran, ekmek)
23:00 süt ve incir
bitti.
Su, yürüyüş? Yazmama gerek var mı? Neyi yazacaksam.
Ama şu anda tam sağ elimin bir karış açığında mis gibi kokan 2 koca dilim kek var. Akşam yemekten sonra cocostar ve marzipan çikolatalar havalarda uçuştu. Değil elimi sürmek, göz ucuyla bile bakmadım. Şimdi de kekleri yemeden hemen buradan uzaklaşıyorum. Bunları hak edecek bir şey yapana kadar kokusuyla idare edeceğim artık :)

29 Ocak 2011 Cumartesi

10.gün...

Bugün menstruasyon başlangıcı. 
Sabah tartıldığımda 92 kiloydum ama bizim tartı kesin fazla fazla tartıyor. Kiloyu rakam olarak pek takmadığım doğru. En azından bu sefer böyle. Bu sefer kendime de "O"ya da inancım tam. Direnç gösterirse bile kilo en sonunda düşecek onu biliyorum. Daha çok nasıl hissettiğimle, ne kadar başarabildiğimle ilgileniyorum. Elbette başarının bir ölçütü de kilom ama "O"ya söz verdim 8 ay için. Başarı yada başarısızlık o zaman belli olacak. Bugün yemek yapmaktan yemeye pek vakit olmadı.
11:00 sabah kahvaltısı
19:00 olmuştu sanırım saate bakmayı bile akıl edemedim mutfakta işim bitti de yemek yiyebildim. 
23:00 süt ve kuru incirlerim.
İyiden iyiye 2 öğüne düşürdüm. Bundan sonra her yemekten kalktığımda saat kuracağım 3 saat sonrasına ve mutlaka az da olsa bir şeyler yemeye çalışacağım.
Bir de su içmeyi hatırlatacak bir alarm mı kursam? Bugün de neredeyse hiç su içmedim. Damacana günlerdir boşalmıyor bile.
Yürüyüş, en azından evden çıktım buna da şükür. Zira evden çıkmak merdiven inip çıkmak anlamına geliyor. Şu uzun tatili önceki çabalarımız boşa gitmeden bir bitirelim başka şey istemiyorum.

28 Ocak 2011 Cuma

9.gün...

Sabahın köründe uyanıp sonra geri uyuyunca
13:00 kahvaltı saati oldu.
18:00 yemek (bir tabak çorba, 120gr et döner, yoğurt ve ekmek)
Bazen yoğurdu miktar olarak bitirmek zor oluyor.
Kışın su içemediğim gibi yoğurt yemek de zor sanıyorum.
Yürüyüş yine yok tabii ama bu sefer aktivite de yok. Bütün günü bir odadan hiç çıkmadan geçirdik ailece.
Gece canım bir şey yemek istemedi ama acıktığım için
22:00 bir bardak süt ve 2 kuru incir ile günü bitirdim.
Bugün de böyle geçti hayırlısı bakalım.

27 Ocak 2011 Perşembe

8.gün...

Atıştırmamak çok zor bir şey. Bunu başarmak bile kayda değer bir ilerleme diye düşünüyorum. Yani geçerken masanın üzerindeki çileklerden bir tane almamak. Yol üstünde meyve sıkanlardan bir tadına bakayım diye bir bardak içmemek ve başka minik ve masum görünen ama toplamda tehlike yaratan şeyler. Hele küçük bir oğlunuz varsa ve dolaşırken gördüğü her yiyecekten isteyip bir bölümünü yedikten sonra "sen ye" diye size uzatıyorsa, yemediklerini yememek hatta saklanamayacak olanları çöpe atmak çok zor. Seninkinin de bir mide, çöplük değil bir organ olduğunu sürekli hatırlamak çok zor.
"Zoru başarırım, imkansız vaktimi alır" ;P
11:30 sabah kahvaltısı
16:00 öğle yemeği dışarıda kıymalı pide ve bol yeşillik ve light cola - ah cola, canım cola-
20:00 süt ve 40gr karışık kuru meyve
22:30 akşam yemeği (yürek ızgara ve yoğurt ve ekmek)
Su yok denecek kadar az.
Yürüyüş mü, canım çıktı maraton koşsam bu kadar yorulmuş olurdum herhalde.
Çiğ köfte istiyor canım bu sıralar. "O" ya sormak lazım etsiz çiğ köfte yenilemez mi?
Ya kokoreç hakkında ne demişti?
Bir de sanki ton balığı yeme demişti ama hatırlayamadım. Ama buradayken 2 kere yedim evde yemek olmadığından.

26 Ocak 2011 Çarşamba

7.gün...

Hiç yatmamak üzere oturulan bir gece ve saat 06 sularında bastıran uykuya yenik düşmece.
Ve düzensizliğinde düzenli hallerimiz.
11:30 sabah kahvaltısı
Dışarıda geçen bir gün. Kaçamak yaptığım zamanlarda bile kendimi, yeterince yemediğim (yiyemediğim) zamanlardan daha "az suçlu" hissediyor oluşumun bir açıklaması var mı acaba?
Bütün günü 2 adet köfte ve 1,5 bardak ayran ve 3 dilim ekmekle savuşturdum. Bunları yediğimde sanırım saat 15:30 civarındaydı. Eve gelişim ve yemek hazırlayışım 20:00 olunca açlıktan gözüm döndü ama suçluluk duygusu sebebiyle ifrazata kaçmamaya çalıştım.
20:00 bir tabak çorba ve bol miktarda balık (yanında 5 yuvarlak dilim patates de var. Allahtan kızartma değil, balığın suyunda pişmiş) ve ekmek ve bol yeşillik.
Çok kötü bir gün oldu diyet açısından.
Susuz.
Ama epey yol yürüdük oğlumla. 2,5 saat kadar hiç durmadan dolaştık hayvanat bahçesinde.
Bugün de böyle geçti. Yarın Allah kerim.
Bu arada tartılmadım. Bu sevdadan da vazgeçtim. Bu kadar kötü beslenme düzeniyle kilo versem ne olur, alsam sürpriz olmaz hatta :(
15 şubatı iple çekiyorum.

25 Ocak 2011 Salı

6.gün...

Fosurdamak yerine olayı kabul etme yoluna gidiyorum. Değiştirmeye kudret bulamadığım düzeni kabulleniyorum. Biz bu saatte uyanabiliyoruz :)
11:30 kahvaltı ile güne başlangıç
16:00 öğle yemeği ve nihayet beğendi bitti :) ama bu yarın için sebze yemeği yapılması gerektiğini bildiriyor ya da dışarıda yiyip alternatif menü ile coşabilirim :)
20:30 yemek hazırlarken bari ara öğünümü tüketeyim diyerek süt ve incir sefası yaptım. Acaba sadece süt ve kuru incir içeren bir diyet menüm olsa mutlu olamaz mıydım?
22:00 akşam yemeği ve bitiş. İlk defa sardalye aldım, pişirdim, yedim.
Açıkçası kokusunu biraz garipsedim. Belki de sardalyenin kendine has kokusu öyledir bilemiyorum. Ufaklık da yememeyi tercih edince epey işkillendim. Bakalım henüz 2 saat oldu herhangi bir zehirlenme bulgusuna rastlanamadı. :)
Sardalyeyi fırın poşetinde az yağlı olarak baharatlar ve patates eşliğinde pişirdim. Lezzetli oldu ama şu anda zehirleniyor muyuz acaba paniği ile tadını çıkaramadım. Hayır ses de çıkaramıyorum, sevgili eşim yok bunda bir şey sana öyle geliyor diyip konuyu yüzüme kapattı.

Ön yargıları kırmak atomu parçalamaktan zormuş. Einstein abi öyle demiş. Ne de güzel demiş. "O" bana defalarca ,bir beslenme uzmanı olarak ayran - yoğurt ve balık birlikteliğine ilişkin "zehirlenme yapar, ama balık taze değilse" tezinin yalandan ibaret olduğunu söylemişti. Daha önce de tükettim bir arada  bir şey olmadı ama bu sefer balıktan da işkillendim ya cesaret edemedim. Halbuki nerede okumuştum bilemiyorum ama bunun sadece bir musevi inancından kaynaklandığını da okumuştum. Ama insanın hayatta riske atamadığı şeyler oluyor. Eşiniz ve siz aynı balıktan yemişken küçük oğlunuzun yememek için direnmesi ve size bir şey olursa ona bakacak kimse olmaması gibi sebeplerle risk alınamıyor bazen.
Gelelim sadede...
Su, hiç yok denecek kadar az.
Yürüyüş, kucağımda 15 kiloluk bebeyle "otobüs - tren - gezme - tren - otobüs" döngüsü spordan sayılır mı hocam?

24 Ocak 2011 Pazartesi

5.gün...

Biliyordum bunun böyle olacağını, o ilk lokmanın büyüyü bozacağını.
İyice tozuttum ve tabii ki bahanelerim var.
Memleketten arkadaşım gelmiş.
Bu şehirde ilk defa bir arkadaşımla akşam yemeğine çıkmışım. 1-2 kaçamağın lafı mı olur? dedim. :(
Neyse kendimi bu başarısızlık havasından derhal çıkartıp silkiniyorum ve kendime geliyorum. Ama önce günün hızlı bir özeti :
11:30 kahvaltı, menü gibi saat de rutin olmaya başladı
16:00 öğle yemeği (çorba ve evde benden başka kimse yemediği için kabak beğendi -sanırım yarın da yemek zorunda kalacağım-)
Ara öğünü hiç sormayın, ben de söylemeyeyim.
Çünkü yok. Atladım. Unuttum. Yemedim, içmedim. Bu düzensiz hayat beni bitirdi acil annemin kollarına dönmem lazım.
20:00 akşam yemeği (yarım porsiyon fajita ve 3 adet -yoksa 4 müydü- tortilla ve sıkı durun tulum peyniri kızartmalı salata)
Çok ayıp ettim kendime biliyorum ve sağ elimin işaret parmağını kendime doğru sallayıp, kızıyorum.
Tez zamanda silkinip kendime geliyorum.

23 Ocak 2011 Pazar

4.gün...

Oğlanı da kendimize benzettik, nasıl bir hayatsa bizimki artık...
11:30 kahvaltı rutini,
bugün pazar dün semt pazarından alınanların pişirilme günü,
daha geçen haftadan kabak vardı onu da kabak beğendi yaptım. Tansaş alışveriş yapınca 3 paket tavuk vermişti onları da değerlendirmek lazım. Beğendinin üstüne pişirdim bol domatesli. Evde erişte kalmamış. Erişteli mercimek çorbası yapmaya başladım. Erişte safhasına gelince şok oldum ama yerine arpa şehriye attık. Öyle uydur buydur bir çorba oluverdi.
E, tüm bu hazırlıklardan sonra 
16:00 öğle yemeği vakti oldu. Yoğurt az kalmıştı olanı da ben yedim ama sanırım 200gr'a tamamlayamamışımdır.
Üstüne aile boyu güzel ve derin bir uyku
20:00 ayva ve süt birlikteliği
Ve nihayet 
22:00 akşam yemeği, öğlen pişirdiğim tavuk ve ekmek ve yoğurt :)
Mutfağımız servise kapanmıştır.
Su, çok az ama gün henüz bitmedi.
Yürüyüş, o da ne?

22 Ocak 2011 Cumartesi

3.gün...

Yok yapamıyoruz, erken kalkamıyoruz. Yarın saat kurup kalkacağım kararlıyım.Bugün yine tozuttum ama ne tozutmak.
11:00 sabah kahvaltısı her zamanki gibi
16:00 öğle yemeği evde olanlarla geçiştirildi (bir kase çorba, 50gr kadar et döner ve yoğurtlu karnabahar ve ekmek tabii)
Ara öğün sizlere ömür neden mi? Sebebi yok tamamen saçmalamaktan ötürü.
21:00 akşam yemeği (koca bir porsiyon et döner ve bir bardak yayık ayranı)
Veee işte geliyor... İlk esaslı kaçamağım. Bir buçuk ay oldu ilk defa boğazımdan diyet harici bir şey geçti.
22:15 bir fincan salep.
Hayır anlayamadığım, insan evde 2 gün üst üste et döner yedikten sonra dışarıya çıktığında neden aynı menüden devam eder? Saçmalığın daniskası.
Salep için  kendimi suçlu hissediyorum ama... Pişman mıyım? Hayır!
Ne yapsaydım yani, canım körfez manzarasına karşı su mu içseydim? Ne yaptıysam af fola...
Bir daha yaparsam dillerim bağlansın :) 
Yürüyüş, iki sokak yukarıda kurulan semt pazarına 2 kere gidiş, 4. kattaki evin merdivenlerini 3 kere çıkış, karşıyaka çarşısını geziş sayılırsa, evet yaptım.
Su, dünden iyi yarından kötü.
Tartıldım da ama çıkan sonuç çok kötü hiç oralı değilim bu sebeple.
"O" ya bu blogdan bahsetme ihtimalim giderek azalıyor :)

21 Ocak 2011 Cuma

2.gün...

Bir takım mecburiyetlerden 06:30 da uyuyunca ve uyanmak 10:00'ı bulunca 
11:00 sabah kahvaltısı (kızarmış ekmek, haşlanmış yumurta, peynir, sevgili eşimin elleriyle hazırladığı 5 adet zeytin, süt)
15:30 da öğlen yemeği (tel şehriyeli, tavuklu çorba ve biber domates sotesi, yoğurtlu karnabahar, ekmek) 
Geceden borçlanılmış uyku ve
19:30 ara öğün tüketimi (süt ve kuru incir, ah o incir iyi ki var)
22:00 akşam yemeği (130gr kadar et döner ve sarımsaklı yoğurtlu haşlanmış karnabahar eşliğinde elbette ekmek de var :)
yine çok az su, kışın ne oluyor bana böyle bilmiyorum. Hamileliğimde günde 6 litre olarak tükettiğim suya ne oldu?
yürüyüş mü? evin kapısında eşiğe adım atmadım. Allah sonumuzu hayretsin.

20 Ocak 2011 Perşembe

İlk gün...

Böyle bir blog tutmaya başlamak için herhalde en kötü günü seçtim ama bugün kendimi hazır hissediyorum ne yapalım :) Şu 6 haftalık dönemde bu kadar çuvalladığım bir gün daha olmamıştı. Aslında hiç çuvallamadım ta ki bugüne kadar.

Gün;
10:30 uyanma ile başladı. 
Evden derhal çıkma gerekliliği sebebiyle saat 
12:00 civarında alternatif kahvaltı.
Sonrası facia sormayın a dostlar, 
17:00  bir avuç çekirdekli kuru üzüm ve yarım haşlanmış mısır.
Ve nihayet eve gelince,
19:30 4 adet köfte, 75gr ekmek ve 200gr yoğurt

Gün boyu su içmek falan hak getire.Kendime 1,5 litrelik pet şişe aldım. Bundan sonra ölçülü içicem söz.
Yürüyüş mü? Hayvanat bahçesindeki 2 saatlik tur ve 4.kattaki eve tırmanma sayılırsa yürüdüm evet.

Merhaba...

Bu blogtan kimseye bahsetmeyi düşünmüyorum. Belki , henüz tam karar vermedim ama "O" bilebilir. Tesadüfen gören, okuyan, izleyen de olursa deşifre olmamaya özen göstermeyi düşünüyorum. Ekleme çıkarma yapmayı da süslemeyi de düşünmüyorum. Sevgili günlük kıvamında bir şey istediğim ama sadece diyet serüvenime ilişkin bir günlük.
Başarabilirsem - ki başarının adı 60'lı kilolar - başarımın günlüğü , azmimin ispatı olur , başaramazsam da (bu sefer buna ihtimal bile vermek istemiyorum) nerelerde hata yaptığımın belgesi :) 


Sanıyorum, 8 Aralık 2010 Çarşamba günü başladı "O" önderliğindeki serüvenimiz. Kendisi diyetisyenim olur. Bundan sonra adı bu blogda bu şekilde anılacaktır. 98.8 kiloydum o gün. Analiz değerlerimin olduğu kağıdı ısrarla bana vermedikleri gibi kaybettikleri için o değerler hep meçhul kalacak.


Bugün yani 20 Ocak 2011 günü son durum şudur;
5 hafta kadar farklı bir şehirde olacağım için "O" bana,  veyaları da olan bir liste yazdı ve 8 Ocak 2011 günü 94.9 kilo ile uzun bir ara için vedalaştık kendisiyle. Bu güne ilişkin analiz değerlerini gidince öğrenip buraya da not ederim. Her cumartesi tartılmamı ve not etmemi rica etmişti ama buradaki baskül geldiğim gün bile - son görüşmemizden sadece 3 gün sonraydı - öyle çok tarttı ki beni bir daha üstüne çıkmak istemedim. Bir cumartesiyi pas geçtik bakalım bu hafta bir hal yol bulacağım :)


Son diyet listemi buraya not etmek ve ana kuralları sayarak bitirmek istiyorum. Liste değiştikçe buraya da yazacağım ama önümüzdeki 4 hafta liste aşağıda ;


Sabah 09:30
-200 ml süt
-50 gr beyaz peynir
-1 adet haşlanmış yumurta
-4 parça ceviz veya 5 adet zeytin
-3 ince dilim ekmek (75 gr)
-yeşillik serbest

veya dışardaysam

-çay (şekersiz)
-1 dilim tulum peyniri
-yeşillik serbest
-1 adet yumurta
-1 adet gevrek



Öğle 12:30/13:00
-1 kase (kremasız) çorba
-8 yemek kaşığı dolusu sebze yemeği (susuz)
-1 su bardağı yoğurt
-3 ince dilim ekmek (75 gr)

veya dışardaysam


-1 porsiyon kıymalı pide
-yağsız salata
-light cola



İkindi 16:00
-1 porsiyon meyve
-1 su bardağı süt


Akşam 18:30/19:00
-250gr beyaz et veya 150gr kırmızı et veya 350gr ızgara balık
-yağsız salata
-200 ml ayran
-3 ince dilim ekmek (75gr)



Diyet listesine ilişkin notlar ve genel kurallar;
  • Bahsi geçen et gramajları pişmemiş olarak ölçüldüğündeki ağırlıklarıdır.
  • Sebze yemeği, sebze yemeği olabileceği gibi bakliyatlardan herhangi birisi de olabilir.
  • Çorbanın içindeki et, pirinç gibi maddeler gözardı edilebilir.
  • Sebze yemeğinin içinde et bulunabilir.
  • Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak su , bir buçuk saat sonra 2 bardak su haricinde bu süreler ve ana öğün arasında sıvı tüketilmeyecek.
  • Mutfak tartısı dostum, baskül düşmanımdır. Ben yediğim her şeyi tartarım, beni bir tek "O" tartar.
  • Hafta en az 3 gün 1 saat yürüyüş şart. 
  • Ekmek her türlü tahılla yapılmış olabilir ancak üzümlü, cevizli,  çekirdekli gibi taneli bir tür olmayacak.
  • Sıvı tüketim saatleri dahilinde şekersiz çay ve şekersiz sade kahve tüketimi serbesttir.